enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhpgüzel şeyler oluyoriyi şeyler oluyorankaraistanbulizmirhaber sitesigüncel haberler
DOLAR
32,4504
EURO
34,5028
ALTIN
2.476,44
BIST
9.621,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
26°C
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
24°C
Perşembe Açık
21°C
Cuma Yağmurlu
16°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
16°C

ŞÜKÜR KAVANOZU

19.03.2023 14:44 | Son Güncellenme: 19.03.2023 14:45
0
A+
A-

“Hiçbir zaman anlamadı insanoğlu.

Dünya birine kalacak olsaydı Süleyman’a kalırdı.

Ölüm satın alınsaydı Nemrut tutar alırdı.

Çıkmadık canlara derman olurdu, Lokman Hekim ölmedi mi?

Bu yüzden hiç korkmadık biz, umudumuz hep Allah’tandı.

Derdimize yüksel dedik, istediğin kadar yüksel!

Nasıl olsa geçmeyecek misin?

Zalimlere güçlen dedik, dilediğin kadar güçlen!

Nasıl olsa düşmeyecek misin?

Öyle oldu, olacak.

Bu dünya iyiyle kötünün arasında bir yerde,

Ama günü geldiğinde iyilerden taraf olacak.”

 

İyilik ve kötülüğün nereden bakıldığına bağlı olarak değiştiği veya hayat içinde akışkan oluşu, kişiden kişiye farklılık göstermesi çoğu zaman zihnimin içinde sorun yumağı oluşturmuştur. Hayatın döngüsünün doğru işleyebilmesi için dengenin olması ve benim bu dengede nerede olacağım, iyilik ve kötülüğün tam bir tanımının olmaması… Ne büyük bir kargaşa yumağı zihnimde.

 

Her insan yaşamı boyunca farklı süreçlerden geçiyor. Bazen iyi yönetiyoruz yada bazılarımız, bazen şaşırdık ne yapacağımızı bilemedik yada bazılarımız, bazen hayatımızla bazen de başka hayatlarla çarpışıyoruz, bazen iniyoruz bazen de çıkıyoruz… Hayat devam ederken sürekli kendimizin yeni versiyonları ile karşılaşıyor ve süreci yönetmeye çalışıyoruz.

 

Kendi inişlerim ve çıkışlarım arasında, içsel kavgalarımın devam ettiği bir gün sosyal medya sitelerinden birinde karşıma çıktı şükür kavanozu. Takipçisi olduğum bir yazar neden gerekli olduğunu, hayatındaki etkilerini anlatıyordu. İlerleyen günlerde zihnimi meşgul etmeye devam ederken, Japonlarda da mutluluk kavanozu olarak trend bir uygulama olduğunu gördüm…. Bunu uygulamaya başlamam gerekiyordu, merak ediyordum kendimde yaşayacağım deneyimi…

 

Züccaciyenin birine gidip 5 kg’lik bir kavanoz aldım. Ben yapıyorsam azıyla yetinemezdim. Renkli kağıtlar alıp küçük boyutlarda kesmeye başladım. Tüm hazırlıklarım tamamdı, artık pazartesi gelince başlanacaktım tüm yarım kalacak diyetlerde olduğu gibi. Nihayet Pazartesi geldi ve güne başlar başlamaz aklımda “Bugün şükür etmeme sebep ne vardı?” sorusu sürekli dolandı durdu. Hayatın içindeki dönen çarkın hiç sorgulamayan bir dişlisi haline gelmişim ki gün sonu olduğunda şükredecek hiç bir şey bulamadım. Bu uygulamanın beni rahatlatması gerekirken neden daha çok strese neden oldu ki diye kafayı yedim başlarda. Zaman ilerledikçe etrafımda olan her şeyin zaten olması gereken zorunlu şeyler değil de iyi ki var olan şeyler olduğunu anlamaya başladım. Beni mutlu eden şükredecek ne çok şey varmış aslında. Yatağımın baş ucunda duran kavanozumda kağıtlar arttıkça farkındalık düzeyimde artmaya başlamıştı. Gün içinde hem iyi hem güzel bir sürü şey olurken sadece kötü olanlara odaklanıp iyi olan olayların tatminini yaşayamadan yatağa kötü olayların yüküyle girip sabahları daha yorgun olarak uyanıp, sırtımdaki yüklere bir yenisini daha ekleyerek ruhumun belini bükmeyi bıraktım. Artık içtiğim kahve daha lezzetli, dinlediğim müzik daha keyifli, doğan güneş daha parlak, yağan yağmur raks ediyor, çocuk parkındaki salıncak göğe uzanıyor…  3 senedir uyguladığım bu kavanoz uygulamasının sonunda bu kadar masalsı.

 

Anadolu’nun bir şehrinde üniversite de hocalık yapıyorum. Bir hoca olarak öğrencilerime mesleki bilgi ve yeterlilikler yanında kazandırmak istediğim becerilerden biri de FARKINDALIK… Kendilerinin ve kendi dışındaki insanların, hayvanların, doğanın vb. farkında olsunlar isterim. Mevsimleri, yemekleri, ayaklarının altına serilen toprağı, kaldırım taşlarının arasında filizlenen bir papatyayı, rüzgarların yıkmaya çalıştığı eğik erik dalında açan çiçekleri, sıcak bir tebessümü, minnetle yaslanılan bir omzu iyi ki varlar şükrüyle fark edebilsinler isterim. An’da tadına varmak diye birşeyin mümkün olduğunu görsünler isterim. Bölümlerden birine bir seçmeli ders açtırdım: Topluma Hizmet Uygulamaları. Topluma en güzel hizmet de bence dünyanın seçtiği iyilerin iyiliklerin farkına varıp bir parçaları olmasını sağlamayı sağlayacak fidanlar yetiştirmek olacaktı. Bu ders kapsamında bir dönem boyunca öğrencilerime şükür kavanozu yaptırıyorum ve haftalık rapor isteyerek kendi içsel deneyimlerini ve yolculuklarını gözlemliyorum. Ders bitse bile hala şükredecek şeyler arayıp yazmaya devam eden öğrencilerim var. Birçoğu yaşadıkları değişimin farkında değiller ama gözlerimin önünde evriliyorlar güzelliklere. O zaman bir kağıtta onlar için açıyorum ve “Bir kalbe daha şükürler olsun ki dokundum” yazıyorum ve atıyorum kavanozuma.

Şükürleri kavanoza mı atıyorum, kalbime mi artık muamma…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.